Londra Günlükleri 4.Gün

Herkese tekrar merhaba,

Öncelikle beni buradan takip eden annemciğimi çok çok öpüyorum,muckssss 😀

Perşembe günü “Member Days” idi ve ben her zamanki gibi yine geç kaldım ama allahtan benimle aynı yapıda insanlar var. Koştur koştur otele girdiğimde karşıma kahvaltı yapan John Denton çıktı, geç kaldım falan derken rahat olmamı ve Nick’in şu an masanın karşısında kahvaltı yaptığını söyledi 😀 Nick ile gözgöze gelip birbirimize sırıtınca bir anda rahatladım, ben 15 dakika adam ise tam 30 dakika gecikti 🙂 Bayılıyorum böyle rahat adamlara… İki grup olarak tüm gün Nick Ghionis ve Sandra Puc ile satış,pazarlama,teknikler ve pozlar üzerine konuştuk durduk. Bu arada sürekli aklıma acayip fikirler geliyor, gelinliklerini atmamış arkadaşlarıma duyurulur,bakın bakalım yerlerinde duruyorlar mı 😀

Tam, gün bitti artık otele dönme vakti geldi derken lobide Cheryl ile karşılaştım. Cheryl kasım ayındaki seminerde de bizimle birlikte İstanbul’daydı. Buraya, gönüllü olarak SWPP’nin organizasyonuna yardım için gelmiş. Kendisi ile kısa bir sohbetin ardından bugünün John Denton’un doğum günü olduğunu ve yemekte onlara katılmamı istedi. Kısa bir toparlanma sürecinin ardından topluca Tayland yemekçisine doğru yürümeye başladık.

Bu arada restauranta girebilmek için önce bir ingiliz barının içinden geçmeniz gerekiyor… ilginç…İçeride 26 kişilik yer olmadığı için bekleyenler, barda birşeyler içerek sohbet edebiliyorlar, belki de bu yüzden burayı barın içine koymuşlar 🙂 Bu memlekette içeride yer olsa bile kapıda insanlar, garson tarafından kendilerine yer gösterilene dek restaurantların kapısında bekliyor! Ayak üstü Paul Taylor, kızı Zoe, Cheryl, Tony ve Kim ile sohbetin ardından içeriye girebildik. İğrenç tayland mutfağından hangi yemeği seçebilirim diye bakınırken basit olsun diye noodle ya da bildiğimiz erişte istedim. Üzerine deniz ürünü ister misiniz dediklerinde tereddütsüz evet’i yapıştırdım…fakat nerden bilirdim bu resimdeki gibi çorbamtrak garip bişiy geleceğini? Hindistan cevizi sütü ve limonata ile kaynatılmış, içinde karidesler yüzen, kokusundan bile orayı terkedebileceğiniz muhteşem!! bir lezzet. O kadar güzeldi ki içinden karidesleri alıp gerisini vermek zorunda kaldım,hiç bir garson da dönüp hayrola,neyini beğenmediniz gibi bir şey de sormadı.Çok acayip memleket 🙂 Diğeri ise John’un istediği ve bir süre canlı mı yoksa ölü mü diye tereddüt içinde kaldığım yemek var. John bir ara yanındakilere “Gençler bizim neyimiz meşhur, oradaki kültür karşısına koyacak hiçbirşeyimiz yok mu” gibilerinden bir şey söyleyince memleketimde yaşamanın gururu göğsümü kabarttı. En sonda ise Cheryl ve retauranta gidebilmek için, içinden geçmeniz gereken bar var. Otele girişim ve uyumam arasında bir kaç saniye olduğu için bunları bugün anca yazabildim 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s